Ergenekon davası kasıp kavuruyor ortalığı.. Kimler kimler gözaltına alındı ve gerçek olduğu iddia edilen örgütün kimlere kadar, hangi olaylara kadar uzandığı uzandı herkes şok içinde izliyor. Türkiye tarihine yazılan bir çok olay ile bağlantısının olduğu iddia edilmekte. Uğur Mumcu'nun, Ahmet Taner Kışlalı'nın katli ve daha bir çok olaya bağ kuruluyor ilgili terör örgütü ile.
Doğu Anadolu'da görev yapmış üst düzey bir komutanın itiraflarını okumuştuk geçtiğimiz yıllarda; komutan bölgeye yeni atanan öğretmenlere ait lojmanların yanına el bombası attıklarını söylüyordu. Öğretmen moda girsin ve tarafını erkenden seçsin, askeriyeye sığınsın, adam olsun gibisinden akıl işi olmayan bir hareketi açıklamıştı medyaya.. Bu zihniyet nasıl olabilir?
Ve en önemlisi bu insan bu el bombasını attığını itiraf etti. Bu doneyi biliyoruz ve doğruluğundan şüphemiz yok diyelim. Peki diğer bombalamaların, köy yakmaların, faili meçhullerin, cinayetlerin, terörist diye öldürülen suçsuz çobanların ve daha bir çok olayın yine bu gibi insanlar tarafından yapılmadığını nerden bilebiliriz.
Türkiye'nin karanlığı burada başlıyor. Doğuya ait neler neler anlatıldı. Neler neler söylendi. Hangi olaylar ile karşı karşıya kalında. İnsanların canı çok yandı terörden. Yanlış şeyler yapıldı hem askerimiz hem de yöredeki vatandaşlarımız tarafından. Ama ne olursa olsun en fazla zararı bölge gördü. Batıda altı kuru keyfi yerinde olup atıp tutanlar bilemezler oraları. Oraya gitmek lazım. Tez zamanda gitsinler. Gitsinler de Türkiye ile alakası var mı o şehirlerin bir görsünler! Ne bir yatırım ne başka bir şey. Batıdaki bir insanla bir tutmak olur mu oradaki insanları. Yılların getirdiği sorunlar ve tepkisellik insanları farklı yönlere savuruyor.
Toprak vatan toprağı, insan bizim insanımız! Neden sahip çıkmıyoruz? Sonuçta hepimiz kardeşiz. Hepimiz Mustafa Kemal'i desteklemiş ve adı Türkiye olan bu güzide memleketi kurmuş olan ecdatın torunlarıyız. Ülkene, milletine, kültürüne sahip çık.. Ayrım bize göre değil..
UYAN TÜRKİYE! UYAN VE GELECEĞİNİN ALTINA DİNAMİT KOYAN BU İNSANLARA DUR DE! ATATÜRK TÜRKİYESİ'NE SAHİP ÇIK...
Dünyanın en yaşlı blog yazarı olan Olive Riley 108 yıllık bir yaşamı geride bırakarak aramızdan ayrılmış. Yaşına rağmen blog yazması son derece hoş bir olay açıkcası.
74 tane yazı yazmış bloğunda. Blog yazmanın tadı bir başkadır. Bunu geçte olsa farketmiş olmalı. Yazılarını son bir yıldır yazdığı anlaşılıyor. Ayrıca kendi bloğunda 109 yaşında vefat ettiği yazılmış.. Ama dünya medyası 108 olarak veriyor.
Blog başlığı ise "World's Oldest Blogger!" ;)
Mekanı cennet olsun!
Geçtiğimiz hafta sonu Bursa'ya gittim. Giderken bol miktarda söylendim. Her zaman ki gibi feribot kuyruğu yüzünden bir sürü zaman kaybettim. Diğer bir sürü insan da zaman kaybetti. Bir türlü çare bulamadıkları bu sıra işkencesini nasıl çözebilirler acaba?.jpg)
Dünyanın en büyük deniz taşıtı filosu olmakla övünen İDO işletmesi bayram ve tatil günleri için gidiş ve dönüşlerde yaşanan bu aşırı can sıkıcı olayı çözemiyorsa neyine övünmek, neyine dünyanın en büyük deniz filosu olmak?
Ekteki resimleri kendim çektim. Neden uğraştım acaba? Eee! Zaman çok ne yaparsınız.. Bir saat beklesinler bakalım kuyrukta filo rekortmenleri ve diğer yetkililer ;)
Canına yandığım Türk insanı böyle oldukça hakettiği gibi yaşamaya ve yönetilmeye devam edecek.. Sesini çıkaran susturulur. İster anarşist denilerek ister destek vermeyerek susturulur. Ondan sonra susan insana müstehaktır herşey artık...
Çanakkale'de yaşamış olduğum dört güzel yıl.. Hiç çıkmaz aklımdan. Acısıyla tatlısıyla geçmiş onca gün. Bir hayat kurmuşuz orada kendimize. Sanki hiç bitmeyecekmiş gibi başlamışız üniversiteye.
Bu Kazım Abi'nin karakalem resmi.. Gerçek değil gibi göründüğüne bakmayın. Kazım Abi aynen bu resimdeki gibi temiz yüzlü, temiz bakışlıydı. Daha dün gibi onu sahnede görüşümüz. Keşke fırsat olsaydı da bütün sevenleri olarak ona tek tek sarılabilseydik gitmeden önce.. Senin ve diğer birçok insanımızın sebebi olanlar bunun hesabını nasıl verecekler bilemiyorum..
25 Haziran 2005
Arkadaşlarımla Kınalıada'dan dönüşte minibüste aldım haberi. Ablam aradı.
-"Haberin var mı" dedi!
-"Neyden?" dedim.
Sonrasında ise konuştum mu konuşmadım mı hatırlamıyorum. Ne önemi vardı zaten. Konuşsam ne olur konuşmasam ne olur. Şair Ceketli Çocuk bu dünyadan göçmüş gerisi önemli mi o an sanki..
Babamdan sonra sanki ailemden birini daha kaybetmiş hissi ile doldum. Minibüste herkesin ortasında gözlerim doldu doldu taştı. Belki de babamın acısını yaşadığım şoktan dolayı içime atmıştım. Kazım Abi ile beraber hepsi içimden taştı. Kazım Abi zaten hayattayken şarkıları ile bizleri hayata bağladı. Kaybettiklerimize uzandık onunla. Şimdiyse birçoğumuzun abisi, annesi, babası, ablası gibi Kazım Abi de bilinmeze uzandı. Yolun açık olsun Kazım Abi. Seni her geçen gün daha da özlüyoruz.
Bu satırları yazan bir çok insan olduğu gibi paylaşan da bir çok insan var. Gidenler unutulur bir gün belki ama biz seni zaman geçtikçe daha da özlüyoruz. Şarkıların bizimle.. Sen bizimlesin!
Sevgiyle Şair Ceketli Abim
Popüler arama motorumuz Google'ın son zamanlarda yeni bir algoritma denediği konuşuluyor. Bu konuda çok fazla bilgi olmasa da Google konusunda yetkili bir kaç insan bunu Amerika'daki bir kaç konferansta dile getirmiş.
Bu gelişmeler arasından orjinal olmayan web site içeriklerinin Google tarafından ayırt edilmesi konusu ağır basıyor. Google spama giren hareketlerin önüne geçmeyi deneyecek gibi görünüyor. Ayrıca blog sitelerinde yazılara verilen etiketlerin de kontrol sebebi olacağı gündemde. Mesela blog yazarı yayınladığı bir yazı için onlarca etiket kullanabiliyor. Etiket sayısını bol tutmak o yazıya bol ziyaretçi çekmek amaçlı ise bunu önleme amacı güdülüyor bu hareketle..
Orjinal içeriğe sahip siteleri üst sıralarda tutmak için elinden gelen herşeyi yapma amacı güden Google hangisi orjinal hangisi kopya -kaba tabirle araklanmış- ayırt edebilecek mi ilerliyen günlerde bunu daha iyi göreceğiz.
Şimdilik söyleyebileceğimiz şeylerden birisi Google'ın yazının orjinalinin bulunduğu siteyi kopya sitenin önüne geçirmekte zorlandığıdır. Kopyalayan site ilgili içeriğe dönük aramalarda yazının ilk yayınlandığı siteyi geride bırakmaktadır.
Son dalgalanmalar ile birlikte bir çok site binlerce ziyaretçisine veda etmiştir. Birden kesilen ziyaretçiler mağdur olan site sahiplerine kötü günler yaşatmaktalar. Program kurallarına uyan yüzlerce site bütün uyum ayarlarına rağmen aramalarda arka sayfalarda çıkmaktalar.
Daha önceki dalgalanmaları hep page rank güncellemelerine bağlıyorduk. Ancak artık kalıcı değişiklikler söz konusu sanırım. Çünkü üç aydır eski hitlerine kavuşmayan web siteleri var. Google bizler için önemli bir arama motoru.. Hem sempatik hem de kültürlü. Ama böylesi dalgalanmalar ile canımızı daha çok sıkacak gibi. Sahip olduğum sitelerin bir kısmı aramalardaki eski yerini çoktan kaybetti. Bazı yerlerde Google haklı bazı yerlerde ise ben ;) Mesela benim etiket sayımı veya yazılarımda geçen kelimeleri spam kabul etmiş olabilir. Bazı yazılarda mecburen bir kelime bir çok defa geçiyor. Ama neyi spam kabul etti veya etmedi bunu da net bilemeyince site sahiplerinin kafası karışıyor haliyle.. Yine de ne diyoruz? "Çok yaşa Google!" diyoruz.. :)
Geçtiğimiz hafta sonu İstanbul'dan kısa süreli de uzak kalmak ve değişiklik yapmak için Şile'ye gitmiştik. Şile her zamanki Şile'ydi. Dalgalı bir deniz ve gözünüzün alabildiğine kadar insan.. Her yer insan..
Şile'de normal yüzüş neredeyse imkansız. Denizi dalgasız yakalamak için şanslı olmak gerekiyor. Ben bir kere buna denk geldim. Ama onun dışında boğulmak işten bile değil. Geçtiğimiz yıllarda yüzlerce boğulma vakası yaşandığı için geç de olsa belediye bu konuda birşeyler yapmaya başladı. Kıyıda cankurtaran merkezi dışında belirli aralıklarla sahil boyunca cankurtaranlar görev yapıyor. Megafon veya suya girilerek dubaların gerisine çağırılıyor sudaki vatandaşlar. Görevliler bazen canını dişine takıyorlar insanları geri çekebilmek için. Yüzmekten çok dalgalarla oynayan insanlar sanki hiç tehlike yokmuş gibi ileri kadar çıkıyorlar. Dalgalar bazen o kadar kuvvetli oluyor ki geri çekilmek imkansız oluyor. Böyle olunca boğulmak son derece kolay oluyor. Görevliler insanları uyarıyor biraz daha geride dursunlar diye ama bu insanlar görevlilere kızıyorlar ne olmuş diye. İşte böyle bir milletiz maalesef. Hiç umursamadan ilerledikçe ilerliyorlar. Akıl var mantık var. "Can gitti mi gelmez" bunu bilmeyen var mı? Siz siz olun denizlerde dikkatli olun. Denize gittiniz diyelim! Oradan bir kişi eksik dönmek ister misiniz? Kim ister ki.. Allah kimseye vermesin....