Evet! Bitiyor bir sonbahar daha, kış dayandı kapımıza.
Evi olan mutlu, işi olan hazlı..
Kriz bir yanda kış bir yanda..
Ne yapsın işi, aşı ve evi olmayan..
Evi olana, işi olana ne mutlu yaşamak,
Evi olmayana, işi olmayana uymak bile ızdırap..
Çok güzel bir yazı okudum ve sizlerle paylaşmak istiyorum.. Gerçekten yaşanmış mıdır bilemeyiz doğal olarak ama güzel bir kurgu..
Hacı Bektaşi Veli ve Mevlana aynı çağın insanlarıdır. Adamın biri yasadışı yollardan kazandığı para ile bir inek satın alır. Bir süre sonra yaptıklarına pişman olur ve bu ineği Hacı Bektaşi Veli'nin dergâhına bağışlamak ister. Dergâh aynı zamanda bir aşevidir. Fakat Hacı Bektaş, "Helal değil" diye ineği kabul etmez. Adam aynı öneriyi, Mevlevi dergâhına yapar ve Mevlana kabul eder. Bu durum karşısında şaşıran adam, Hacı Bektaşi Veli'nin bu ineği kabul etmediğini, kendisinin neden kabul ettiğini sorar. Mevlana "Biz bir karga isek, Hacı Bektaşi Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden biz kabul edebiliriz, o etmeyebilir" der. Adam yeniden Hacı Bektaş'a gidip bu durumu anlatır ve "Neden" diye sorar. Hacı Bektaşi Veli'nin yanıtı "Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise, Mevlana'nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir, onun engin gönlü ise kirlenmez. İşte bu yüzden hediyenizi kabul etmedim" der.
Evet! Google Chrome tüm hızıyla geldi bile :)
Şimdiden istatistiklerde tarayıcı pazar payından nasibini almış durumda.. Şu an için yüzde üçe ulaşmış durumda..
Her işlem için tek bir kutu, yeni sekme sayfası, uygulama kısayolları, dinamik sekmeler, çökme kontrolü, gizli mod, güvenli tarama, anında yer imleri, ayarları alma, daha kolay indirmeler...
Bu heyecanı tatmak için buradan Google Chrome kullanmaya başlayabilirsiniz..
Ramazan Ayı beklenir onir ay boyunca.. Yani toplumda böyle bir bakış açısı olduğu söylenir. Ramazan ayı gelir ancak pek öyle ihtişamlı gelmez.. Belki de bu son yıllarda böyledir. Daha önceleri Ramazan günleri tam bir Ramazan olarak yaşanırmış anlaşılan. Çünkü anlatılanlar bugün yok..!
Geçen gün bindiğim iett otobüsünde insanlar neredeyse birbirini öldürecekti. Herkes bir diğerine çatıyordu. En ufak bir olayı bile büyütüyorlardı. Evet! Durum aynen böyleydi. Yanlışlıkla otobüsün düğmesine basan bir insan fırçalardan fırça beğensin.. İki tanesi sağlam fırça yedi zaten. Birisini otobüs şoforü diğerini ise sakallı bir abimiz iyi bir fırçaladı.
Önemli olan kimin kimi fırçaladığı değil de kimin ne için fırçalandığı. Normal zamanlarda bile birbirine tahammülsüz olan insanımız orucun etkisi ile iyiden iyiye hoşgörüsünü kaybetti.
Yani verilen tepkilere o kadar şaşırdım ki bunları yazma gereği duydum. İnsanlar, su ve tuz kaybını, açlığın etkisini diğer insanlara mı yüklüyorlar yoksa.. Eğer böyleyse bu işte bir yanlışlık var..
Nerede Ramazan hoşgörüsü, nerede insanı sevmek!
Geçen gün haberlerde görmüşsünüzdür mutlaka; gece yarısı içki içen iki genç çocuk üç yetişkin erkek tarafından dövüldü. Bu çok kaba bir olay. Bu insanlar çocukları dövdükten sonra "ramazanda içki içerseniz sonu bu olur!" diye bağırıp olay yerinden uzaklaşmışlar.
Hayvan ruhlu manyaklar, salak adamlar size mi kaldı oruç tutmayanı sorgulamak. Herkesin gözü önünde yemek yenmesi, sigara içilmesi, içki içilmesi, içecek içilmesi yanlış tabi ki.. Ama bu çocuklar gecenin saat birinde müsait bir ortamda içiyorlarsa size ne oluyor..?
Genel yargılardan uzak durmayı seçerim hep ama bu sefer durum farklı. Bu ramazan magandaları günlük hayatta ne b.klar yiyorlardır tahmin edebilirim. Çünkü bu tarz davranan, hayvani duygularla hareket eden kişilerin neler yapabileceğini tahmin etmek zor olmasa gerek. Kızlara asılma, içki, kavga, zina ve daha bir çok olumsuz davranış.. Kullandığım kötü kelimelerden dolayı kusuruma bakmayınız lütfen..
İşte sizin gibi danalar yüzünden İslam Dini itibar kaybediyor...
